top of page

Kendime Mektup -1-

Yaşamımı Değiştiriyorum.

Bilim ve Maneviyat kol kola.





Hayatımda bazı konularda hep aynı duvara tosladığımı farkedeli yıllar oldu. İçimde asla yeri dolmayan boşluğu ise çok daha önceleri keşfetmiştim. Sanırım üniversite yıllarımdı bu konudaki farkındalığımın bebek adımları ile kendini belli etmeye başlaması. Evden uzakta başka bir şehirde olmanın verdiği boşluk ve özlem zannederek...


Bu kısmı mümkün olduğunca kısa geçeceğim çünkü "kendime" yazdığım bu ilk mekbun konusu geçmişim değil, mektubumun içeriğinde ve bugün bana olan bitende en çok geçmişin ayak izleri olsa bile...


Hasret...

Sonraları bu boşluğu arkadaşlarımla, aşklarla, işlerle, eşlerle, çocukla, seyahatle, sanatla, müzikle, kendime, sevdiklerime ve sevenlerime ve içinde yaşadığım topluma zarar ziyan vermeyecek her türlü yolla doldurmaya çalıştım. Bunlardan bazılarında “hah tamam doldu işte” dedim, bazılarında hemen başından “bu değil” dedim. “Tamam doldu” dediklerimden bazıları daha uzun bazıları daha kısa sürdü. Dolar gibi oluyordu tekrar boş hissediyordum. Bazen içimi acıtacak kadar, kelimenin tam anlamıyla yüreğime bıçak saplanırcasına bir hasret, kocaman bir boşluk hissediyordum. Bir şeyleri özlediğim kesindi ama ne olabilirdi ki? Bu kadar her şeyim tamamken, ya da ben öyle zannederken.

40 yaş, dönüm noktası...

Hiç görmediğim, hiç tanımadığım birini özlediğimi anladığım AN 40 yaşındaydım.


Okuyucuma Not: Bakmayın "ben" dediğime, hepimizin hikayesini yazıyorum. Zaman, mekan, insan farklı gibi dursa da, bir an durup kendini dinleyen herkesin hissettiği o kocaman boşluğu, nerede kiminle olursanız olun kaybolmayan o derin özlemi yaıyorum. Abone olun, yorum yazın, hikayemizi birlikte şekillendirelim, belki de kaderimizi...



Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page